AİLE DANIŞMANLIĞI NEDİR ?

Aile danışmanlığı aileyi oluşturan bireylerin kendileri arasında aşamadığı sorunları, çözümleyemediği problemleri, evlilik öncesi ve evlilik sürecinde yaşanan sıkıntıları kişiler ve kişiler arası oluşan olumsuz süreçleri profesyonel bir yardımcı rolüne bürünen danışmanlık hizmetidir. Aile danışmanlığı ailenin çözüme kavuşturulması gereken sorunlarını, aile bireylerinin hayatlarına bir çift olarak sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlamaktadır. Aile danışmanı evli çiftlerin sadece birbirlerine karşı olan duygusal durumlarına bakmaz, aynı zamanda aralarında oluşan ekonomi, sağlık gibi yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen diğer tüm yaşamsal sorunlarla da ilgilenmektedir. Aile danışmanlığında aile bir bütün olarak düşünülmektedir. Bütün olarak düşünülen aileyi ilgisi dahilinde yaşam şartları , büyüdüğü çevre , aile ortamı, çocukluk yaraları, evlilik döneminde yaşanılan olaylar, evli çiftin doğan çocukları ve çocuklarına karşı sorumlulukları neticesinde olumlamalar oluşturan bu yolda hayat düzenine doğru bir şekilde yardımcı olan aile danışmanları, aileyi her yönden değerlendirmektedir.Aile danışmanlığında önemli olan diğer bir husus verilen danışmanın aileye ne kadar katkıda bulunacağı ve ailenin bu hizmetten ne kadar yararlanılabileceğidir. Aile danışmanlığı hizmeti diğer bireysel danışmalardan ayrılmaktadır. Bunun nedeni ise ailenin grup dinamiklerini ve yine  ailenin bir bütün olarak ele alınmasıdır. Aile olan bireyler grup olarak incelenmektedir. Bireylerin yaşadığı sorunlar aile sorunlarına dönüşme eğiliminde olduğu zaman aile danışmanlığı kapsamında çalışmalar yapılmaktadır. Aile danışmanlığı yapılırken ailenin alacağı hizmeti tam anlamıyla aktarmak, danışmanlığın ne olduğunu anlatmak, güven duygusu oluşturmak ve danışmanlıkla ilgili gerekli tüm bilgileri doğrudan bir şekilde aileye aktarmak yapılan danışmanlık hizmetinin kalitesini ve gidişatını da arttırmaktadır.  Aile danışmanlığında asıl hedef ilişkilerin temelini oluşturan ailelerin duygularını anlama, iletişimlerinde kontrolü sağlama ve doğru yolu gösterme gibi çözüm önerilerini yansıtmaktır. Aile danışmanlığı, aile ilişkilerinde oluşan sorunlara çözüm önerilerini barındıran bireylerin arasında ki problemlere olumlu olarak katkı sağlayan çözüm odaklı bir çalışma prensibidir. Aile danışmanlığında ailelere farkındalık kazandırmak yapılan danışmalar esnasında oldukça önemlidir. Aile danışmanı danışanlara karşı farklı bir bakış açısına sahip olmaktadır ve danışmaya gelen bireylerin çözümünün yine kendilerinde olduğunu farkettirmesi gerekmektedir. Aileler arasında oluşan birlik, beraberlik, karşılıklı sevgi ve temelde yatan saygı aile danışmanı tarafından danışanlara aktarılmalı ve bir ayna görevi görmesi sağlanmaktadır. Aile danışmanı aileyi tek bir yönden ziyade her yönü ile incelemekte ve perspektifini bunun üzerine kurmaktadır. Aile danışmanlığında yapılan uygulamalarla aile de oluşan ben algısı yerini biz algısına bırakarak danışmaya gelen ailenin beklentilerini o yönde karşılamaktadır. Bu uygulamaların ve yapılan çalışmaların gerçekleşmesi ile aile arasında ki bağların yeniden kurulmasını ve aralarında gerçekleşen iletişimin sağlıklı bir şekilde oluşmasını sağlamaktadır.

ÖĞRENCİ KOÇLUĞU NEDİR ?

Toplumun her kanadında düşünceyi davranışa yönlendiren öğrencilerin, kendisinin ve bulunduğu toplumun gelişimi için ihtiyaçlarının ne olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bu süregelen zamanda eğitimcinin rolü giderek genişleyen ve yadsınamaz bir durumla kendisini belli etmektedir. Öğrenci-eğitimci ilişkisi içerisinde şekillenen bu durum toplumun her kesimine hitap ederek belirli katılımları içinde barındırmaktadır. Öğrenci koçunun görevi bu noktada ortaya çıkmaktadır ve öğrenci koçu öğrencilerin farkındalıklarını arttırıcı, başarıya ulaştırıcı, sistemli bir şekilde öğrencilere yol arkadaşlığı yapabilen bir yarayıcıdır. Böylece öğrenci koçluğu öğrencinin kendini tanımasına, sahip olduğu ve olmak istediği donanımlara bir yenisini ekleyerek sorumluluk bilincini kazandırarak hayata bakış açısını şekillendirip bu olanakları öğrenciye sağlayan kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten günümüze gelişen ve değişen koçluk kavramının ana noktası öğrencinin gelişimsel sürecini takip etmektir. Bu çerçevede oluşturulan koçluk eğitimleri modern dünyaya eşlik edilerek daha geniş kavramları içinde barındırmaktadır. Öğrencilerin hayat boyu öğrenme sürecinde hedef yelpazesinin basamağını öğrenci koçunun yaptığı yol arkadaşlığı ile tırmanması, ileriye dönük hedeflerinin başarıya ulaşması ve çeşitli kazanımları elinde bulundurması amaçlanmaktadır. Öğrenci koçluğu ergenlik döneminden itibaren başlayıp eğitim alanında öğrencilere destek sağlayan bireysel bir hizmet olarak mesleki yerini almaktadır. Öğrenci koçu öğrencinin hedeflerinin başarıya ulaşması için onu destekler, öğrenme kaygısını azaltarak motivasyonunu üst düzeye çıkarır ve öğrenciye yeterli donanımı sağlayarak destekleyici bir role sahip olur. Burada ki amaç öğrenciye özgüven kazandırarak farkında olmadığı yetenekleri ortaya çıkarmak, kendi potansiyelini geliştirmek ve kendi dünyasında somut keşiflere sahip olmasına olanak sağlamaktır. Burada öğrenci koçunun çeşitli beceri ve çözümleme kapasitesine sahip olması, öğrenciye yaklaşımının nasıl olduğunu bilmesi gerekmektedir. Önemli olan temel durumlardan birincisi öğrenci ile öğrenci koçunun arasına güven duygusu oluşturmaktır. Güven duygusu geliştiği zaman sırasıyla öğrenci öğreticisine karşı iletişimini sıkı bir şekilde tutabilecek, yönlendirmelerini sağlıklı bir şekilde devam ettirebilecektir.  Öğrenci koçunun öğrenciyi anlayabilmesi , empati yeteneğinin güçlü olması ile birlikte devam eden süreçte yararlı çalışmalar yapılabileceği hissini vermelidir. Öğrenci koçu analitik düşünmeyi kendine ilke edinen, yönlendirmesini zamanında ve etkili yapabilen, öğrencilerini her koşulda başarıya ulaştırabileceğine inanmasını sağlayan kişi olarak yönlendirmesini sağlamaktadır. Öğrenci koçu öğrenciyi başarısı için desteklerken çeşitli kabiliyetleri ile öğrencinin ergenlik döneminden yetişkinlik dönemine atılan adımda  katkıda bulunmaktadır. Öğrenci koçu sürekli güncel kalarak öğrencinin ne istediğini bilmesini sağlamaktadır. Olaylar karşısındaki pratikliği, sunduğu hizmetler doğrultusunda yeterliliği ve verimliliği planlı bir gelişim serüvenini içinde barındırmaktadır. Öğrenciye merak duygusunu aşılayan öğrenci koçu yeni yeteneklerin keşfini de böylece oluşturmuş olur. Verilen koçluk hizmetinde gerçekleşen durum öğrenci koçunun öğrenci ile daima gelişim sürecine katkıda bulunmasının ana hedef olarak belirlenmesi ve bu hedef doğrultusunda ilerlenmesi gerekmektedir. Bunun neticesinde öğrenci koçluğu hizmetinin devamlılığı için yapılması gereken uygulamalar daima işe yarayabilir ve katkı sağlayabilir olmalıdır.

ATILGAN KİŞİLİK VE ATILGANLIK BİÇİMLERİ

Atılganlık insanda duyguların, hakların sosyal ve kabul edilebilir birer ifade ile oluşmasıyla başlar. Atılganlık olumsuz ifadelerin, anlaşılmaz durumların ve sorunların olumlu ifadelerine karşılık gelen bir anlamdır. Atılgan kişi başkasına duyduğu saygının nezdinde girişken bir düzeye sahip kişilerdir. Atılgan kişilerin özellikleri arasında hayır diyebilme yeteneği, rica etme, kendini iyi bir biçimde ifade etme, topluluk önünde konuşma, konuşmayı başlatma ve bitirme, olumlu-olumsuz duyguları ifade etme yeteneğini kendisinde barındırır.
  Kişi kendisine olan saygısını korurken bunu karşısındaki kişilere yansıtır. Toplum içerisinde iki kişinin konuşması ile birlikte iletişim başlar ve bu iletişim sözlü-sözsüz şeklinde devam eder. İnsanların birbirlerini anlamalarında ki amaç doğru telaffuz ve var olma yeteneğidir. Bir kişi diğer bir kişi ile konuşmaya başlar ise kendini açıklama ve açıklayıcı bir biçimde duygularını yansıtarak anlatıyor ise atılgan bir davranış sergilemiş olur. Buna dahil olarak girişken kişiler, utangaçlığını yenen kişiler atılgan bir davranış halini alır. Bu aynı zamanda özgüveni beraberinde getirir. Çünkü kişinin özgüveni ne kadar yüksek ise kendini açıklayabilme kapasitesi o kadar artmış demektir. Bunun yanında bilim adamlarının araştırmaları sonucu atılgan davranışın belirli değişik biçimleri olduğunu söylerler. 

1)TEMEL ATILGANLIK: Bu atılganlık biçiminde  inançlarımızın, duygularımızın ve düşüncelerimizin basit bir o kadar da net bir biçimde dile getirilmesi sağlanır. Genellikle Benim isteğim…. veya Ben ….. istiyorum, amaçlıyorum şeklindeki cümleler ile ifade edilebilir.

2)EMPATİK ATILGANLIK: Empatinin kelime anlamı aslında kendini başkasının yerine koyarak dünyayı onun gözünde görmektir. Atılganlığın bu biçimi iletişim kurduğunuz kişiye karşı duyarlı olmanızdır. İlk önce karşınızdaki kişinin içinde bulunduğu durumu ve duygularını anlamak ikinci olarak ise yaptığınız bu duyguyu ve anlayışı dile getirmeyi sağlamaktır. Empatik atılgan davranışta kişi hassas durumlarda olabilir ve duyarlılığını arttırıcı kelimelerle karşısındaki kişiye kendini daha net ifade edebilir.  

3)BEN-DİLİ ATILGANLIK: Bu atılganlık biçimi ben dilini kullanaraj atılgan davranmanın göstergesidir. Yani kuracağımız cümleye ben diye başlayarak duygularınızın, düşüncelerinizin ve isteklerinizin kendinize ait olduğunu vurgularsınız. Kurulacak cümleler birden çok bölümden oluşabilir. Bunlar;

—  Karşındaki kişinin belli bir davranışına işaret etmek—   

O davranışın kendiniz üzerinde yarattığı etkiyi, size neler hissettirdiğini belirtmek

—   O davranışı nasıl yorumladığınızı söylemek

—  Nasıl bir davranışı tercih edeceğinizi karşınızdakilere aktarmak.


  Ben dili her zaman samimiyetin göstergesi olarak kabul edilecek düzeydedir. Etkinliği arttırabilir, istenilen, arzu edilen davranışı karşınızdakilere doğru bir biçimde yansıtmaya yarayabilir. Ben diline ait bir örnek verecek olursak ;  Seninle konuştuğum zaman, bazen sana odaklanmakta zorlanıyorum çünkü ben seninle bir şeyler konuştuğum zaman daima araya farklı konuşmalar ve farklı konular girebiliyor buda dikkatimi dağıtabiliyor. Ancak ben seninle o an hangi konuyu konuşuyorsam onunla devam etmeyi ve o konuyu konuştuğumuz esnada bitirip geride bırakmayı istiyorum. Bu şekilde yaptığımız zaman kendimi daha iyi ifade edebileceğimi düşünüyorum ve bu ikimizin de yararına olacak gibi hissediyorum. Bu tarz ifade ve aktarım içinizde oluşan olumsuz duyguyu dışarı yansıtarak olumlu bir duruma  olanak tanımış olursunuz hem de karşımızda ki kişi sizi daha iyi anlayabilir. Önemli olan, karşıdaki kişinin davranışlarının sizi nasıl etkilediğini, neler hissettiğinizi ve sizi etkileyen bu davranışın ne yönde değişmesini istediğinizi, kendinize en uygun ve karşınızdakini savunmaya itmeyecek bir tarz ile ifade edebilmektir. İşte asıl durum bundan ibarettir.


Öğrenci Koçu ve Aile Danışmanı: Meriç YILDIRIM

KAYNAK: https://w3.bilkent.edu.tr/www/saglik-merkezi/psikolojik-danisma-ve-gelisim-merkezi/koruyucu-onleyici-calismalar/brosurler-yayinlar/atilganlik/

PANDEMİNİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

Pandemi dönemi çağın en etkili ve hala devam etmekte olan sorunlarından biri olmaktadır. Bu durum toplumsal açıdan varolan düzeni bozmaktadır. Toplumsal, maddi ve manevi olarak, duygu durum olarak hayatımızı olumsuz yönde etkileyen pandemi dönemi özellikle de çocuklar için daraltılan bir çember gibi görülmektedir. Günümüz çağında yaşanılan bu sorun çocukların toplumsal hayatının engellenmesine, kimlik kazanımının kaybedilmesine ve  çevreye katılımının azalmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız teknolojik çağda bilgiye ulaşmak ne kadar kolay olsa da, okul çağında ki çocukların pandemi koşullarından dolayı okula gidememesi, bilgi birikimi açısından dış dünyaya karşı sınırlı kalabilmektedir. Pandeminin yarattığı değişimler, yeni oluşumlar, çocuklar üzerinde kırıcı bir etki bırakmaktadır. Pandemi döneminde okulların kapanması çocukları sadece eğitim konusunda değil aynı zamanda sosyal olarak, duygusal olarak ve gelişim olarak olumsuz bir etki oluşturmaktadır. 

Pandemi dönemi boyunca bu etkinin devamı çocuklar için sadece okul açısından değil aynı zamanda da ailesi açısından da önemli olumsuz yanlarını oluşturmaktadır. Pandemi döneminin getirmiş olduğu ailelerde oluşan ekonomik  sıkıntılar, aile içi stres, belirsizlik ve yasaklarla birlikte aile bireylerinde alışık olunmayan bir süreç halini almaktadır. Aile içinde ebeveynler ile çocuklar arasında çatışma, anlaşmazlık ve kötümser durumlar yaşanmaktadır. Çocukların pandemi döneminde dijital dünyaya daha çok kendini kaptırması, sürekli olarak tablet, telefon, bilgisayar gibi teknolojik aletlerin kullanımının yüksek oranda artması çocuklarda sosyal aktivitenin azalmasına, aile içi iletişimi kısıtlanmasına, çocukların kendisini ifade etme becerisinin düşmesine yol açmaktadır.

Genel anlamda pandemi dönemi çocukların açılacağı ve gelişeceği açıyı belli oranda azaltmaktadır.  Sadece okul düzeyinde ki gelişim duraklaması açısından değil, aynı zamanda psikolojik olarak çocukların üzerindeki etki kalıcı bir iz bırakmaktadır. Çocuklar için pandemi dönemi  gelişim evrelerini eksik şekilde tamamlama, teknolojik aletlere eskisinden daha çok bağımlılık, cümle kurma konusunda yaşanan sıkıntılar, ifade etme becerisinin azalması gibi çeşitli olumsuzluk içeren ve yaşanan durumlar ortaya çıkmaktadır. 

Pandemi döneminde dijital dünyaya giriş hiç olmadığı kadar fazla kullanım alanı bırakmakla birlikte çocukları olumsuz yönde etkileyen diğer bir durum ise teknoloji ile iç içe  girmiş bir vaziyette günlerini geçirmeleridir. Çocuk tüm gününü telefon,tablet, bilgisayar gibi teknolojik aletlerle geçirerek sosyallik kavramını kısıtlamaktadır. Aile ile geçirilen zaman azalmakta ve çeşitli oyunlar oynarken çocuklar oynadığı farklı oyunlardan etkilenmektedir. Pandemi döneminde çocukların eğitime bakış açısı da  bu noktada  değişkenlik göstermektedir. Pandemi döneminde Uzaktan eğitim sistemi uygulanan çocuklarda dikkatin hemen dağılması, fiziki bir ortamda ders anlatılmadığı için çocuğun dersi dinleyememesi, bunun sonucunda verilen eğitimin de alıcı konumunda sağlıklı olmaması, genel anlamda çocukları olumsuz yönde etkilemektedir. 

Son olarak pandemi döneminin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri kapsamında ailelere büyük rol düşmektedir. Aileler çocuklarına pandeminin tam olarak ne olduğunu anlatmalı, bir aile ortamı kurarak nasıl sosyalleşmesi gerektiğini bildirmeli, aile kavramı çerçevesinde çeşitli öğretici ve bilgilendirici oyunlar sunarak birlikteliği sağlayıcı aktiviteler düzenlemeleri gerekmektedir. Bu sayede çocuk tamamen dijital dünyaya kendini adapte etmemek ile birlikte, öğrenme merakını anne-babası sayesinde her zaman aktif bir şekilde tutacaktır. Pandemi döneminde çocukların üzerinde bulunduğu stres ve psikolojik durum, ailenin etkin ve bilgilendirici katılımı ile birlikte  sağlıklı bir süreç geçirmelerine yardımcı olmaktadır.